Horace vs Aristoteles

Horace vs Aristoteles
Düşünülmüş başlık Türkçe, etkisi İngilizce
Amaçlananların dışına taşırmak bu yazıda mümkündür. Yani boşluk doldurmak kadar absürd! Ayrıca bi insan neden boşluk doldurma gereği duysun ki? Öyleyse derin düşünmeyelim ; ‘As is Painting so is Poetry‘ diyelim..
Gel vakit git vakit gördüğümüz şey ve şeylerdir düşünmekten dahi korktuklarımız. En geniş anlamda baktığımızda ‘Dünyada ilk sanat ve şiir görüşlerini açıklayan kişilerdir 
Horace & Aristoteles! Peki kim bunlar? yoksa Eric von Dâniken’in iddaa ettiği gibi geçmişteki uzaylıların ataları bu kişiler mi ? Biz düz mantık derinlemesine bakalım konuya.
Bu kişilerden Horace latin bir şairdir ve hayatında yaptığı tek hata Brütüs’ün ordusunda görev almaktır. Brütüs yenilince varını yoğunu kaybetmiş ve zaten içinde olan o şair kimliğini tamamen benimseyip döneminin başşair‘i olmuştur Roma’da! Kolay iş değil üstelik bunun yanında İmparator Augustus’un danışmanı şair Maecenas’ın (İÖ 69-8) korumasına kavuşmuştur. Bununla yetinmeyip Carmen Saeculare (Çağın Şarkısı) ile  eserinin Rönesans ve sonrası Batı şiirine yön verdiği ortak bir yargı olarak o tozlu raflarda kalıcı olmuştur. En bilinen ise ”ART of POETRY” olmuştur. Bu adamın en bilinen 3 önemli noktası vardır;
1- in medias res
2- bonus dormitat homerus
3-ut pictura poesis
İlk 3′e açıklık getirecek olursak eğer sırasıyla
(1) herşeyin ortasında, edebiyatta başlangıç tekniği,
(2) en iyi şair dahi hata yapabilir
(3) Resimde ne varsa şiirde de o vardır.
Gelelim Aristoteles‘ e ..
Hem şairdir hem de eleştirmen. İlginçtir muhalif ve bilgindir! İşi gücü bırakıp şiir şeklinde mektuplar yazdı ve böyle bi gelenek oluşturdu. Poetika ile bu döneme damga vurmuştur. Yaşadığı yıllar ise (384-322 BC ) Ayrıca güzel drama’nın nasıl olacağı hakkında görüşler vererek birazdan daha fazla yön vermiştir bu alana.  Trajedilerin ustasıdır. İdealist felsefeci olmakla birlikte derin düşüncelerin adamıdır.
Ortaya koyduğu öğretiye göre var olan her nesne, bir ideanın tezahürü ya da taklididir. Dolayısıyla bir meyve, meyve ideasının bir yansıması ve bir kopyasıdır. Yani özet olarak şizofreni ile doğrudan alakalıdır. Ama bana göre sanat olması kuvvetle muhtemeldir.
Var olan bir elma, düşüncenin yansımasıdır. Ressam da onu çizerse kopyanın kopyasını çizmiş olur damarlarımda absürdlük var yaşasın!
Böyle insanların var olduğunu bilmek bugünü görünce anlaşılabilen bir deliliktir!
Sanat’ı beyin değil ruh yapar. Yazıyı ruh değil beyin yazar. Beden araçtır ve gidilen yol aslında yol değildir. O vardır ama ruh bilir. Her şeyin özü müzik. Müzik ruhu işler, işler ve işler sonunda sanat yapar. Geriye kalan sadece kağıt ve kalem. (düşünsen yeter)
Bu arada ”Poetika” tiyatro sanatı üzerine yazılmıştır, unutmayın.
Düşünmek bir kopyadır. Çünkü var olanı düşünürüz. Düşünce zaten vardır. Bu dondurulmuş yemeği ısıtıp yemek gibi bişeydir.
Olayları bu kadar absürdleştirebiliriz. Ama neden?
Sanat için sanat yapalım, yapmayanları uyaralım.
Bir de ” Anglosaksonlar ” var ; İngiltere’deki Anglosakson yerleşkeler ve kuran halklar şunlardır: EssexSussex ve Wessex  bu konuyu ayrıca tartışacağız.
Bol bol  Baruch Spinoza okuyun.

Çok fazla fani işlerle uğraşmadan düşünün. Patates kızartırken, soğan doğrarken düşünün, Çay’a kaç şeker atacağınızı düşünmek yerine Çay’ı şekersiz düşünün. Yolda 5 kuruş gördüğünüzde onu almak için eğilirken düşünün.  Beyniniz zaten siz her ne düşünüyorsanız onu 6 saniye önceden düşünüp karar veriyormuş. Boşverin siz sadece düşünün. Bakalım gerçekten uzaylılar var mı ?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Metal Age bir Distopyadır

İkinci El Rönesans

İlk dört