İkinci El Rönesans
‘bir şeyler üzerine söylevler’
lafını
-profesyonel- adlı tiyatro oyunundan yazarı Dušan Kovačević'in
haberi olmadan alıntı yaparak biraz skolastik biraz pozitif düşüncelerle konuya girme
çabasındayım.
Hikayelerin başlangıçlarını ve sonlarını bazen birbirlerinden
bağımsız ne alaka ya şimdi diye bitirdiğim ba(ğ)zı kitaplar okumuş olsam da,
kurgudan çok gerçek olanları seçmeye gayret gösteriyorum.
Seversiniz ya da sevmezsiniz ama kurgulardan çok gerçeklere yönelmekte fayda
var.
Okuduğum çoğu tarih içerikli kitaplardan hatırı sayılır bir kaç
hikaye alıp aslında 2 ciltten oluşan set yapabilirim fena bir fikir de değil
hani ancak henüz sırası değil. Belki sonra ben de ‘bir şeyler üzerine söylevler’ adında bir baskı yaparım.
Edebi akımlardan tutun, dünyanın gördüğü son büyük savaş olan
II. Dünya Savaşı’na kadar hatta - aklını biraz kullanabilen o ilkel insanların
ilk mağara resimlerini elinde iki üflemelik canı olan ateşin verdiği ışıkla
çizdiği mükemmel hayvan resimlerinden tutun, İtalya’da hümanizm sen bizim her şeyimizsin
sloganıyla başlayan Dante ve Machiavelli önderliğinde yükselen sonrasında
resimde Rönesans'ın doğmasına sebep olan Leonardo da Vinci ve Michelangelo'ya
kadar her şey sizin bildiğiniz kadar var.
Eğer siz araştırıp öğrenmediyseniz bu suç Rönesans’a ön ayak
olanları niye bağlasın ki? Bu dönemde Orta Çağ’dan kalma Gotik anlayıştan Antik
dönem heykellerinin kopya edilişine kadar gelen süreçte kimin ne suçu olabilir
ya da Roma Okulunda dini bilgiyi temsil eden Raffaello ne yapabilir siz bunları
öğrenmediyseniz?
Siz son akşam yemeğinizi yediğiniz sırada mı yoksa Yunanca, Latince
ve İbranice metinlerin çevirilerini incelerken mi
Da Vinci’nin Mona Lisa adlı tabloyu yaptığını keşfettiniz?
Bu dönemde
Medicilerin
-dönemin
merkez bankası sülalesi- ön ayak olduğu Floransa’da aman tadımız
kaçmasın bırakın yapsınlar alın size ödenek diye başlayan bu Rönesans akımını
anlamak için Orta Çağa bir göz atmak lazım.
Bkz. Orta Çağ, iki-üç otu kaynatıp iç ciğerlerine iyi gelir
yavruuum diyerek şifa dağıtanların cadı denilip yakıldığı, para ile cennetten
satılan toprakların olduğu (bir fark yok şuan Mars’tan Ay’dan ve vb yerlerden
toprak satışlarımız devam etmektedir) ve sadece İncil okumanın serbest olduğu
bir dönem. Tabi bu baskılar ba(ğ)zı bölgelerde savaşlara sebep olurken
Floransa’da rönesans'a sebep olması tamamen tesadüf diyemiyorum çünkü yine iş
ticaretle doğru orantılı. Bkz. Mediciler.
Aslında Medici destekli olan Alberti adında bir kişi -yaa hey!
İnsan istediğinde her şeyi yapar- diye bir laf ortaya atmasaydı (insan
matematikçi, bilim adamı, ressam, şair ve sporcu olunca bunu demesi kolay tabi)
ve insanlara o gazı vermeseydi belki gecikmeli olarak şehirde dönen ticaretten
dolayı bu Rönesans akımı kaçınılmazdı.
Hadi ben söyleyeyim neler olduğunu bu İtalya prenslikleri haçlı seferleri
sayesinde pek çok ticari merkezi önceden ele geçirdiği için Avrupa'nın kalanına
karşı bir ekonomik üstünlük sağladı. Rastgele Floransa değil yani. Çakallar
planlı programlı hareket etmiş.
Eee bir büyük olayı unutmayalım! Bkz. Coğrafi Keşifler hemen
arkasından gelen yenilik Matbaa ve akabinde Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul'u
fethedip kimsenin beklemediği anda Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın başladığı
anonsunun gelmesi. Artık bilim adamları için gidecek tek yer kalmıştı Avrupa’da
İtalya!
Ya bakın her şey tesadüf diyorum alsanıza kardeşim cennetten iki dönüm arsa
değerlenecek işte.
Oldu mu size zanaatçılar sanatçı artık? Evet oldu.
Patlattılar bir Roma-Yunan formu
bkz. Klasik sanat. Açtılar tezgahları Floransa sokaklarına
gecede bin beş yüz heykel ve hemen arkasından gelen resimde günlük yaşamların
tasviriyle birlikte sivil portreler.. akşama hazır abiiim ayıpsın, param olsa
da ben alsamcılar vs
Feodalite o sıralar izlenme rekorları kırıyor her köşe başında
ufak ufak mekan bizim yiğenimciler, millet merkezi otoriteye aç.
Bunlar oluyorken dinde özgür düşünce sistemi de yerleşti bir
boşluk bulup. İnsanların kafası zaten karışık derken hoop bu da doğurdu mu bize
Katolik-Ortadoks-Protestan gibi dini mezhepleri.
Günün sonunda neler mi oldu?
Skolastik düşünceyi yok edenler mi dersin,
Kiliseden alınan özgürlükçü düşünceye bırakılan eğitimler mi
dersin,
Pozitif bilimler mi dersin,
Aydınlanma çağı için prova mı dersin,
Matbaa’nın gelişiyle İncil’in çoğaltılması ve halkın dini kendi
kendine öğrenmeye başlaması mı dersin.. ne dersen de..
15. ve 16. yüzyıllarda yüzeysel olarak olanlar oldu.
Ama siz bunları bilmiyorsanız, hikayede anlatılan kişi ve
kuruluşlar zaten tamamen hayal ürünüdür.
Yorumlar
Yorum Gönder