Çok yönlü edebiyatlarımız
Çok yönlü Edebiyatlarımız
İstenilen, dinlenilen ve utanılamayan ba(ğ)zı edebiyatlarımız
Varsayılan kuramların aslında zannedilen birer roman oldukları çağlarda, -yazmak ve yazmak- akla hizmet eden farklı kişiliklerin birer tatmin-öngürüleridir.
Süreklilik içerisinde masa lambası kadar ışık saçan bu kuramlar, beyinleri kurumlaştırmış, oklavaya yapışıp kalmış hamur parçaları kadar gereksiz, tatsız ve tuzsuz olmuşlardır. Sanılanın aksine siyasete oyun olmuş ve açıklanan 22 kişilik maç kadrosu kadar -dini bütün- insanları temsil eden birer ”endoplazmik retikulum”
Bilinen tüm edebiyatçılar kadar ‘biraz Alegorik, biraz Epik, biraz Didaktik ve biraz da Satirik olunabilinen bir hayal dünyamız varsa kullanabildiğimiz kadar kullanmamız gerekir az da olsa.
2H ile yaptığımız sanat’a sanat diyorsak biz o zaman okuduğumuz Roman, Hikaye, Destan ve Mizah içerisinden araklanıp yazımıza koyduklarımız da bize ait Sanat diye yutturulabilir cinstendir.
Kavranan, açıklanan ve yanındakine anlatılan yapılardır bizim gün içinde okuduklarımız. Zamanın en ünlü eserlerini yorumlamaya çalışmak ne densizce bir acizlik sizce ?
A’dan – Z‘ye günümüze ulaşan tüm ünlü edebiyatçıların eserlerinin analizi haksızlık değil midir yazana ?
Bilinen tüm edebiyatçılar kadar ‘biraz Alegorik, biraz Epik, biraz Didaktik ve biraz da Satirik olunabilinen bir hayal dünyamız varsa kullanabildiğimiz kadar kullanmamız gerekir az da olsa.
2H ile yaptığımız sanat’a sanat diyorsak biz o zaman okuduğumuz Roman, Hikaye, Destan ve Mizah içerisinden araklanıp yazımıza koyduklarımız da bize ait Sanat diye yutturulabilir cinstendir.
Kavranan, açıklanan ve yanındakine anlatılan yapılardır bizim gün içinde okuduklarımız. Zamanın en ünlü eserlerini yorumlamaya çalışmak ne densizce bir acizlik sizce ?
A’dan – Z‘ye günümüze ulaşan tüm ünlü edebiyatçıların eserlerinin analizi haksızlık değil midir yazana ?
Var olmak mı, yoksa olmamak mı, bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip belâ denizlerine karşı
Dur, yeter! demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü, o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felâketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururun çiğnenmesine..
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip belâ denizlerine karşı
Dur, yeter! demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü, o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felâketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururun çiğnenmesine..
Shakespeare derken bu sözleri evinin neresindeydi sizce ? Yoksa balkonunda mıydı sütlü çayını yudumlarken ? Ve yahut berber saçını biraz fazla mı kesmişti Shakespeare onu kıramadığı için mi yazmıştı bu cümleleri? Aslında baktığımız vakit bütün olarak bilemeyiz neler olduğunu bir insan olarak ve yorumlarız sadece acımasızca o günün değerlerini düşünerek.
Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık bilinçsizliktir. Parti geçmişe el koyabiliyor ve şu ya da bu olayın hiçbir zaman olmadığını söyleyebiliyorsa, bu hiç kuşkusuz işkenceden de, ölümden de beter bir şeydi. Gelecekle nasıl iletişim kurulabilirdi ki? Doğası gereği olanaksızdı. Gelecek ya şimdiye benzeyecekti, ki o zaman ondan haberi bile olmayacaktı ya da şimdiden farklı olacaktı, ki o zaman da içinde bulunduğu durumun hiçbir anlamı kalmayacaktı.
Karanlığın olmadığı bir yerde görüşmek üzere..
Karanlığın olmadığı bir yerde görüşmek üzere..
George Orwell – 1984 adlı kitabında geçen bu sözler onun eserlerinde yer alan netlik, zeka, sosyal adaletsizliğe karşı farkındalık ve Totalitarizm’e karşı duruşu mudur tam anlamıyla?
Yoksa asıl adı Eric Arthur Blair olan George Orwell çoçukluğunda bir şeylerden mi etkilendi ? Ya da ağzında tuttuğu misket nefesini kesince yardım eli uzatmayan arkadaşından mı etkilenip bunları aklından kağıtlara aktardı. Ya da yaşadığı yüzyıl mı O’nu bunlara yazmaya itti?
Yoksa asıl adı Eric Arthur Blair olan George Orwell çoçukluğunda bir şeylerden mi etkilendi ? Ya da ağzında tuttuğu misket nefesini kesince yardım eli uzatmayan arkadaşından mı etkilenip bunları aklından kağıtlara aktardı. Ya da yaşadığı yüzyıl mı O’nu bunlara yazmaya itti?
Feminist bir yazar olan Virginia Woolf eserlerini oluştururken babasından nefret mi ediyordu? Sokaktaki erkeklerin üstün olduklarını konuştuklarını duyduktan sonra mı aldı kalemi eline bilinmez ama ‘kadın-erkek’ eşitsizliğini yansıtmakla meşgul olduğunu söyleyebiliriz. Daha fazlası şu olabilirdi ”kocasına yazdığı mektup”
Belki de bu yüzden intihar etmiştir ne dersiniz?
Belki de bu yüzden intihar etmiştir ne dersiniz?
Örneklendirebileceğimiz milyon adet konu varken odaklanmamız gereken şu olmalı, yazan insan, nerede, nasıl ve niçin yazdı?
Odasında mı ?
Ağlarken mi ?
Üşürken mi ?
Parasız kaldığında mı ?
Rekabet için mi ?
.
.
.
.
Güzel otları sevelim ve çiçekleri dallarından koparmayalım. Onlarda birer fotosentezci onlarda birer canlı.
Odasında mı ?
Ağlarken mi ?
Üşürken mi ?
Parasız kaldığında mı ?
Rekabet için mi ?
.
.
.
.
Güzel otları sevelim ve çiçekleri dallarından koparmayalım. Onlarda birer fotosentezci onlarda birer canlı.
Halkı bir günde mutlu, bilge ve zengin kılan kitaplar demek istiyorum. Ben de bir güzel sindirmiştim -yani yalayıp yutmuştum, bütün o -mutluluk tacirlerinin, -halka köleleşmeyi önerenlerin, tüm yoksulları tahtlarını yitirmiş krallar olduklarına inandıranların harıl harıl yazdıklarını. -Söylememe gerek yok, o sıralar ben de aptallığın kıyısında dolaşan, beyni sulanmışlardan biriydim. – Der Charles Baudelaire ve 46 yaşında Paris’te ölür.
Kısacası ‘Yoksulları Dövelim‘
Kısacası ‘Yoksulları Dövelim‘
Yazarken Tanrı ile aynı fikirde olmak zorunda değilsiniz.
Ribozomsuz ba(ğ)zı edebiyatlarımız olsa bile absürdleştiremediklerimizdensiniz..
Ribozomsuz ba(ğ)zı edebiyatlarımız olsa bile absürdleştiremediklerimizdensiniz..
Yorumlar
Yorum Gönder