Kayıtlar

Ocak, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İlk dört

*4 ayak iyi, 2 ayak kötü. *4 ayak iyi, 2 ayak daha iyi. George Orwell’ın yazdıkları George Orwell’ı bağlar arkadaşlar. Bir hayvan çiftliği düşüncemiz nasıl tarih öncesi devirlerin ortaya çıkışıyla sonuçlandı? İşte burada. İlk planladığımız dönem, tahmin ettiğiniz gibi  ‘Karanlık’  olandı ancak herkesin bildiği gibi tutmadı arkadaşlar. O projeden vazgeçtik. Biz de onları yazıdan önce ve sonra diye ikiye ayırıp bir seri yapmaya karar verdik. Taş Devri ile birlikte güçlü bir giriş yapmayı umuyorduk fakat seçtiğimiz bölüm, adının kurbanı oldu.  Bkz. Kaba Taş (Paleolitik) Devri.  Nasıl başardık bilmiyoruz ama insanlık tarihinin en uzun ve en bilinmeyen dönemi olmasını sağladık. İnsanoğlu bu dönemde taşların uzun ve sivri olanlarıyla birlikte bir yaşam mücadelesi vermiş oldu. Geliştirilebilir olduğunu hala düşünmüyor değiliz. Bu tecrübeyle prodüksiyon yapıp masraftan kaçmayalım dedik ve  bkz. Yontma Taş (Mezolitik) Devri  adında bir...

İkinci El Rönesans

‘bir şeyler üzerine söylevler’ lafını -profesyonel- adlı tiyatro oyunundan yazarı Dušan Kovačević'in haberi olmadan alıntı yaparak biraz skolastik biraz pozitif düşüncelerle konuya girme çabasındayım. Hikayelerin başlangıçlarını ve sonlarını bazen birbirlerinden bağımsız ne alaka ya şimdi diye bitirdiğim ba(ğ)zı kitaplar okumuş olsam da, kurgudan çok gerçek olanları seçmeye gayret gösteriyorum.  Seversiniz ya da sevmezsiniz ama kurgulardan çok gerçeklere yönelmekte fayda var. Okuduğum çoğu tarih içerikli kitaplardan hatırı sayılır bir kaç hikaye alıp aslında 2 ciltten oluşan set yapabilirim fena bir fikir de değil hani ancak henüz sırası değil. Belki sonra ben de ‘bir şeyler üzerine söylevler’ adında bir baskı yaparım. Edebi akımlardan tutun, dünyanın gördüğü son büyük savaş olan II. Dünya Savaşı’na kadar hatta - aklını biraz kullanabilen o ilkel insanların ilk mağara resimlerini elinde iki üflemelik canı olan ateşin verdiği ışıkla çizdiği mükemmel hayvan...

Çok yönlü edebiyatlarımız

Çok yönlü Edebiyatlarımız İstenilen, dinlenilen ve utanılamayan ba(ğ)zı edebiyatlarımız Varsayılan kuramların aslında zannedilen birer roman oldukları çağlarda, -yazmak ve yazmak- akla hizmet eden farklı kişiliklerin birer tatmin-öngürüleridir. Süreklilik içerisinde masa lambası kadar ışık saçan bu kuramlar, beyinleri kurumlaştırmış, oklavaya yapışıp kalmış hamur parçaları kadar gereksiz, tatsız ve tuzsuz olmuşlardır. Sanılanın aksine siyasete oyun olmuş ve açıklanan 22 kişilik maç kadrosu kadar -dini bütün- insanları temsil eden birer ”endoplazmik retikulum” Bilinen tüm edebiyatçılar kadar ‘biraz Alegorik, biraz Epik, biraz Didaktik ve biraz da Satirik olunabilinen bir hayal dünyamız varsa kullanabildiğimiz kadar kullanmamız gerekir az da olsa. 2H ile yaptığımız sanat’a sanat diyorsak biz o zaman okuduğumuz Roman, Hikaye, Destan ve Mizah içerisinden araklanıp yazımıza koyduklarımız da bize ait Sanat diye yutturulabilir cinstendir. Kavranan, açıklanan ve yanındakine anlatılan...

Horace vs Aristoteles

Horace vs Aristoteles Düşünülmüş başlık Türkçe, etkisi İngilizce Amaçlananların dışına taşırmak bu yazıda mümkündür. Yani boşluk doldurmak kadar absürd! Ayrıca bi insan neden boşluk doldurma gereği duysun ki? Öyleyse derin düşünmeyelim ; ‘ As is Painting so is Poetry‘  diyelim.. Gel vakit git vakit gördüğümüz şey ve şeylerdir düşünmekten dahi korktuklarımız. En geniş anlamda baktığımızda ‘Dünyada ilk sanat ve şiir görüşlerini açıklayan kişilerdir  Horace & Aristoteles!  Peki kim bunlar? yoksa  Eric von Dâniken’ in iddaa ettiği gibi geçmişteki uzaylıların ataları bu kişiler mi ? Biz düz mantık derinlemesine bakalım konuya. Bu kişilerden  Horace  latin bir şairdir ve hayatında yaptığı tek hata Brütüs’ün ordusunda görev almaktır. Brütüs yenilince varını yoğunu kaybetmiş ve zaten içinde olan o şair kimliğini tamamen benimseyip döneminin  başşair ‘i olmuştur Roma’da! Kolay iş değil üstelik bunun yanında İmparator Augustus’un danışmanı şair ...